» BEŞ ŞEHİRDE ERZURUM COĞRAFYASI Erzurum Sitesi
ERZURUM ERZURUM ERZURUM
BEŞ ŞEHİRDE ERZURUM COĞRAFYASI
BEŞ ŞEHİRDE ERZURUM COĞRAFYASI
Bu yazı 1.272 kez okundu.
6 Kasım 2013 21:27 tarihinde eklendi



Erzurum coğrafyası Tanpınar tarafınca en az değinilen konulardan bir tanesi olmuştur. Gerçi çocukluk yıllarında Erzurum’a gelişinde yaşamış olduğu seyahat anılarında coğrafik zenginliklere değinmiş Erzurum coğrafyasının önemine ilişkin bazı vurgulamalarda bulunmuştur.

Coğrafik açıdan Erzurum’a ilişkin ilk tespiti “yaylanın gülü[1]” olmasıdır. Bu ifadeden Erzurum şehrinin bir yayla üzerinde kurulu gelişmiş ve çevresinde değer verilen modern tanımıyla cazibe merkezi olan bir şehir olduğu anlaşılmaktadır. Erzurum şehrinin bir ova üzerinde ve dağlarla çevrili olduğunu “önümüzde henüz sararmaya yüz tutmuş ekinleriyle emsalsiz bir panorama dalgalanıyordu. Doğu, cenup doğu tarafından çıplak dağlar biter bitmez küçük köyleriyle, ağaçlık subaşlarıyla, enginliğiyle ova başlıyordu. Daha uzakta, Anadolu’nun şiir, gurbet kaynağı olan, halkımızın duyuşundaki o keskin hüznün belki de sırrını veren dağlar vardı.”[2] Cümlelerinden anlamaktayız. Şehir coğrafyası açısından burada aktarılması gereken bir anekdot olarak Erzurum şehrinin Roma imparatorluğu döneminde kurulduğudur. Romalılar şehirlerini genelde ovalarda ve ulaşımın kolay olduğu yerlerde kurmaktaydılar. Erzurum kurulduğu zamanda aynı kıstaslara dikkat ettikleri anlaşılmaktadır.  Özellikle Erzurum’un bir ulaşım ağının üzerinde yer aldığına ilişkin işaretlerden bir tanesi Erzurum türkülerinin beslenmiş olduğu yörelere ilişkin vermiş olduğu bilgiden çıkarılabilmektedir. “…Bir kısmı da Azerbaycan ile Kafkasya ile sıkı münasebetin doğurduğu tuhaf bir çeşni, bütün melez şeylerdeki o marazi hislilik vardır. Birtakım hoyratlar, mayalar bütün Bingöl havalisinin malıdır… Bir kısmı… Harput ağzıdır… Bazısı İstanbul’da çıkmış, kervan yoluyla Zigana’yı, Kop’u yahut da Samsun, Sivas, Erzincan yoluyla Sansa’yı geçerek uğradığı yerlerden bir yığın hususilik alarak Erzurum’a gelmişlerdir.”[3] Bu cümle içerisinde Erzurum’un Kafkasya ve Azerbaycan ile olan münasebetine ilişkin yapmış olduğu vurgu Erzurum’un hem ticari, hem kültürel, hem coğrafik, hem de tarihi açısından bu coğrafyanın Erzurum açısından önemini belirtmektedir.

Coğrafik açıdan önemli olan diğer bir bilgi ise şehrin nüfusunun değişimi ile ilgilidir. 1855 yılında 100.000 den fazla nüfuslu olan şehir yavaş yavaş nüfusunu kaybetmiş savaş öncesinde 60.000 civarında inmiştir. Savaş,  göç, katliam ve tifüs gibi rahatsızlıklar nedeniyle iyice azalarak nüfusu 8.000 civarına düşmüştür. “1855’te yüz binden fazla nüfuslu bir şehir olan Erzurum, bu gelişmesini iktisadi bir denklik üzerine kurmuştur.”[4] “…Harp, hicret, katliamlar, tifüs, çeşit çeşit felaket, üzerinden ağır bir silindir gibi geçmiş, her şeyi ezip devirmişti[5]… Nüfusu altmış binden sekiz bine inmiştir[6]…”

” İmkânsız bir kışın kasıp kavurduğu bir bahçede buzların, kilidi[7]” ifadesiyle Erzurum kışlarının sertliğine vurgu yapmıştır. Bu kışların en büyük sebebi olan coğrafik yüksekliğine ve yapısına değinerek Erzurum şehrini bir kartal yuvasına benzetmiştir. “Hulasa fırtınanın dağıttığı kartal yuvası yeniden kuruluyor.[8]” Bu kartal yuvası olan “… Dört kapılı şehrin kendisi yoktur.[9]” şehrin dört kapılı olması ifadesi Erzurum’un etrafının surlar ile çevrili olduğunun yanı sıra şehrin birçok geçit güzergâhını birleştiren bir merkez olduğuna da işaret etmektedir. Çünkü Erzurum yukarıda da bahsettiğimiz gibi Roma imparatorluk şehridir ve ulaşımın kolay olduğu bir yerde kurulması gereklidir. Buda şehrin stratejik açıdan ve ticari açıdan önemli bir konumda olmasına yol açmıştır. “Erzurum Türk Tarihine, Türk coğrafyasına 1945 metreden bakar. Şehrin macerası düşünülürse bu yükseklik daima göz önünde tutulması gereken bir şey olur[10]…” değerlendirmesi ile Tanpınar Erzurum’un stratejik önemine işaret etmiş ve önemli bir tespitte bulunmuştur. Bu tespiti özetlersek; Erzurum, zengin ve hareketli olan tarihi geçmişini, coğrafyasına borçludur.

 

Erzurum şehir coğrafyası açısından en önemli tespit ve bilgilerden bir tanesi de şehirde düzenli bir hayat sürülmesi ve bu hayatın mevsimler ile çok uyumlu bir şekilde sürdürüldüğüdür. Öylesine bir uyum vardır ki şehrin toplumsal yapısını ve şehir insanlarının mizacını belirlemiş, şehrin sosyal gelişimine çok büyük katkı sağlamıştır. “Bu çok düzenli hayatta mevsimler kendilerine mahsus bir teşrifatla gelirdi. Çünkü her şey evvelden tanzim edilmişti. Binaenaleyh hepsinin habercileri ve solakları vardı. Çocuklar yaz geldiğini çadırcı ustasının eve uğradığı zaman öğrenirlermiş… Kışın geldiğini kürkçü müjdelermiş… Bu Erzurum’un ikinci hayatının başlangıcı, sıcak sobanın, gümüş çay tepsisinde küçük bir şafak gibi gülen çayların, uzun sohbetlerin devridir.[11] ” “ şehir, kapılarını kapatır, kendi âleminde yaşardı… Belki de bu kapalı kış aylarının beslediği sohbet yüzünden hemen her Erzurumlu biraz nükteci, biraz hicivcidir.[12]”

Tanpınar’ın anlatmış olduğu izlenimlerden Erzurum şehri, şehir coğrafyası açısından Osmanlı şehir tipolojisinin izlerini yoğun bir şekilde yaşamaktadır. Osmanlı şehir tipinde önemli olan öğeler çarşı, meydan, mahalle ve sokaklardır. Ahmet Hamdi bu unsurlardan ilk üçüne ait birkaç yerde kısaca değinmiş olsa da mahalle ve sokaklarına değinmemiştir.

“… Şehir kapılarının önündeki meydanlarda davul zurna çalınıyor, cirit, bar oynanıyordu[13].” Osmanlı şehir tipinde meydanlar şehrin surları dışında hemen şehre giriş kapılarının önünde bulunmakta olup şehrin pazar, panayır tören ve bayram alanı gibi görev yapmaktadır.

Osmanlı şehir tipolojisi açısından en önemli öğe çarşılardır. Selçuklu şehir tipolojisinde camiler merkezi konumda iken Osmanlı şehir tipolojisinde çarşılar merkezi konumda yer almış ve şehir yapılanması bunların etrafında gerçekleşmiştir. Uzun ve merkezi bir çarşının etrafında sıralanan diğer çarşılar ile adeta sosyal yaşantının da merkezi haline gelmişlerdir. Öylesine merkezi bir konumda yer almaktadır ki Tanpınar “…Kaybolan çarşı, yıkılan şehir, bozulan ev, birden bire suyu çekilmiş bir nehir gibi ortadan silinen bütün bir hayat dinmeyen yaralar gibi kanıyordu.[14]” Cümlesini kurmuştu. Şehrin kayboluşunda çarşının kaybolmasını vurgulamıştır.

Osmanlı şehir tipolojisi, İslam şehir tipolojisinden almış olduğu mezarlık anlayışını devam ettirmiştir. Hayat ile ölümün iç içe olmasına dikkat etmiştir, tabiri caizse yaşamda ölümün unutulmaması istenilmiş ve şehrin içinde mahalle aralarında neredeyse şehrin etrafını kuşatan bir mezarlık örgüsünü tüm şehir hayatına yaymıştır. “Gerçekten kendi malı olan uçsuz bucaksız bir mezarlığın bir ucundaki küçük bir şehir iskeleti…”[15] ile neredeyse şehir silueti ile özdeşleşen bir mezarlık var. İşte bu mezarlığın şehir açısından önemini belediye reisi Zakir Beyin Ermeni meselesini araştırmak için gelen Amerikalı heyete vermiş olduğu yanıtını, Erzurum hicivci ve nüktedanlığına örnek olsun diye aktarmış olduğu cümlesinden çıkarmak mümkündür. ”- Burada bütün şehri saran bir taşlık var… O büyük taşlık Müslüman Mezarlığı Küçüğü de Ermeni mezarlığıdır.[16]” Bu konuya ilişkin bir diğer ifadesi de  “Erzurum’a yağmurlu bir günde Zakir Beyin bahsettiği bu bitmez tükenmez mezarlığın arasından geçerek girdim.[17]” Cümlesidir.

[1] Tanpınar a.g.e; s 31

[2] Tanpınar a.g.e; s 63

[3] Tanpınar a.g.e; s 53

[4] Tanpınar a.g.e; s 34

[5] Tanpınar a.g.e; s 31

[6] Tanpınar a.g.e; s 31

[7] Tanpınar a.g.e; s 31

[8] Tanpınar a.g.e; s 31

[9] Tanpınar a.g.e; s 31

[10] Tanpınar a.g.e; s 62 -63

[11] Tanpınar a.g.e; s 39

[12] Tanpınar a.g.e; s 40

[13] Tanpınar a.g.e; s 31

[14] Tanpınar a.g.e; s 33

[15] Tanpınar a.g.e; s 32

[16] Tanpınar a.g.e; s 40

[17] Tanpınar a.g.e; s 44

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Copyright © 2010 - 2018. ERZURUM
Alexa Trafik
toplist
sanalbasin.com üyesidir
TOPlist
TOPlist
Push 2 Check
site ekle site ekle
Link ekle
yukarıya Çık