» Erzurum’dan Geçmiş Zaman Manzaraları Yazı Dizisi 15 Erzurum Sitesi
ERZURUM ERZURUM ERZURUM
Erzurum’dan Geçmiş Zaman Manzaraları Yazı Dizisi 15
Erzurum’dan Geçmiş Zaman Manzaraları Yazı Dizisi 15
Bu yazı 348 kez okundu.
5 Mayıs 2016 09:26 tarihinde eklendi



KEVELCİLER ÇARŞISI, DABAKLAR ve MÜKREMİN AĞABEYİ

Kevelciler caddesinde kasket satan dükkânlar vardı. Vitrinlerini rengarenk çeşitli kasketler süslerdi. Şehirli köylü birçok müşterisi olan bu dükkânlardan geriye ne kaldı?  Aynı caddede dabaklar da vardı. Dabakhane çeşmesi adını buradan almış olsa gerektir. Çarşıda dabak dükkânları yan yana sıralı dizili idi. Günümüze bunlardan çocukluk arkadaşım, baba mesleğini sürdüren Salih ustadan başka kim kaldı?  Dabakların vitrinlerinde vahşi hayvanatın derilerini, ya da içi doldurulmuş canlı gibi duran halini görebilirdiniz. Çeşitli hayvan derilerini işleyen bu esnaflar çarşının ayrı bir süsü idi. Kevelciler caddesine adını veren de deri ve kürk eşyası satan yine bu işyerleriydi. Söz dabaklardan açılmışken meşhur Dabakhane çeşmesinden de bir iki cümle ile bahsetmeden geçmek olmaz. Halk arasında hakkında çeşitli rivayetler olan bu çeşmenin en önemli özelliklerinden biri şudur: Dünyada besin değeri olan benim bildiğim iki sudan biridir. Zemzem suyundan sonra bu çeşme gelir. Mineral zenginliği ile içene şifa ve damağına lezzet veren çeşme yüzyıllardan beri şehir ahalisinin adeta göz bebeği olmuştur.

Erzurum

Erzurum

1970’lerden 2000 li yılların ortalarına kadar Kevelciler çarşısı sırasında, arkasında tarihi konaklar, evler vardı. Osmanlıdan günümüze kalan camiler, çeşmeler, özgün mimarisi, estetiği ile göz doldururdu. Çarşının hemen karşısında tarihi Taşmağazalar, buranın arkasında sırtını kaleye dayamış Batpazarı bulunurdu. Bu mahaller birbiri ile ilgili, girift estetlik dekoru ile ahenk içinde idi. Tarihi Erzurum’un en önemli bir alanını kaplayan bu yerlerde camileri, medreseleri, hamamları; evlerden, çeşmelerden, bütün bunları da sokaklardan, mahallelerden ayrı göremezdiniz. Hepsi topyekûn içtimai hayatın birer parçası idiler. Şehir ticaretinin kalp atışlarını da bu çarşılarda bulurdunuz. Kevelciler caddesi zaman içerisinde ikinci el ev eşyası, el eşyası alıp satanların da önemli bir mekânı olmuştu. Çarşıdaki ünlü “ Dabakhane “ kahvehanesi ahalinin bir hobi merkezi gibi idi. Burası Oltutaşı, kuka, bağa, kehribar tespih meraklıların ve köstek, cep saati, kol saati koleksiyoncularının da uğrak mekânıydı. Dabakhane civarı ve kevelciler çarşısının namı, şehir sınırlarını aşmıştı. Civar illerin yanı sıra batı illerimizden ve yurt dışından gelen turistlerin de ziyaret ettikleri, alış veriş yaptıkları yerlerin en önemlilerinden biriydi burası.

Bu çarşıda antika eşya satan yerlerde vardı. Bunlardan hafızamda yer eden en meşhuru Mükremin ağabeyinin “ Evvel Zaman Ticaret “ tabelalı dükkânıydı.  Geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz Mükremin ağabeyi hal ve tavırlarıyla has bir Erzurum dadaşıydı. Mekânına gelen herkese izzet ve ikramda bulunur, hoş sohbet eder, mutlaka kendi demlediği nefis çaydan içirir, gelmişten geçmişten hatıralarla sizi mest ederdi.  Dışarıdan pek eski görünmeyen dükkândan içeri girdiğinizde bambaşka bir atmosfer içinde bulurdunuz kendinizi, zaman tünelinde efsunkâr yolculuğunuz başlardı. Kül tablasından tespihe,  kök boya, el dokuma halıdan kilime, seccadeye, yolluklara, duvar halılarına, el oyma tahta sehpalardan ceviz, gürgen masalara, gramofonlardan, taş plaklara, pikaplardan, plaklara, lambalı radyolardan, vazolara, çiçekliklerden, el işi örtülere güzelim eşyalar arz-ı endam ederdi. Bunlarla beraber sürahi, bardak, tabak, kaşık takımları, bakır güğüm, ibrik, bakraç, tas, tabak, kuşkana, soba kazanı, leğen, elek, dibek, sini gibi daha neler, neler gözlerinizi kamaştırırdı.

Hepsi el emeği göz nuru, “ is lambası “ medeniyetinin gün ışığı ürünleriydi. Hepsi bir şehir uygarlığının yaşayan şahidiydi. Her eşya kendini üreten ve kullanan ellerin ruhunu taşıyordu. Geçmiş zamanın yürek atışlarını, göz buğulanmalarını bu eşyalarda hissederdiniz.

Mükremin ağabeyi hemen kevelcilerin arkasında bulunan tarihi camide vakit namazlarında davudi sesi ile fahri müezzinlik de yapardı.  Vakitlerde çevredeki evlerden gelen cemaatin yanı sıra iş yerlerinden gelen esnafları da beraber görürdünüz. Çarşı esnafı mahalle halkı ile birleşik bir ruhtu. Çarşı sıra sıra dizili dükkanları ile, yol boyunca gelip geçenlere görünmez bir kaseden bedavadan huzur sunardı. Çarşıda öten kuşlar, rüzgârda hışırdayan yapraklar, kenarlarda kulaklarını arkaya itmiş yusyuvarlak kuyruğuna sarılmış oturan kediler, yerle, yolla ve insanla, duyulmaz bir şarkının gönülleri ferahlatan bestesini terennüm ediyorlardı. Erzurum adında değil, ruhunda yaşayan hakikaten büyük bir şehirdi.

Nizamettin KORUCU – 16 Nisan 2016 – Erzurum

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Copyright © 2010 - 2018. ERZURUM
Alexa Trafik
toplist
sanalbasin.com üyesidir
TOPlist
TOPlist
Push 2 Check
site ekle site ekle
Link ekle
yukarıya Çık