» Erzurum’dan Geçmiş Zaman Manzaraları 21 Erzurum Sitesi
ERZURUM ERZURUM ERZURUM
Erzurum’dan Geçmiş Zaman Manzaraları 21
Erzurum’dan Geçmiş Zaman Manzaraları 21
Bu yazı 425 kez okundu.
16 Haziran 2016 09:45 tarihinde eklendi



DERE MAHALLESİ

               Yerine göre yanından yerine göre ortasından dere geçen Erzurum’un Cumhuriyet dönemi mahallelerinden birinin adıdır, Dere Mahallesi. Bu dere günümüzde üstü kapatılmış olarak yer altında hala aktiftir. Dört – beş yıl önce derenin Büyükşehir Belediyesi tarafından mimari ve teknik ıslahı üzerine bir çalışma yapılmıştır.  Bu çalışma esnasında derenin eski mimarisini görebilme ve görüntüleyebilme şansım olmuştu. Eski halinde dere; Oval örme taş ve kiremitten yapılma tünelin içinden akıtılmıştı. Bu tünelin görünen ağzından yanlarında yerden 20- 25 cm yükseklikte yaya yoluna benzeyen taş bir yükseltme vardı. Yenisinin ise beton köşeli bloklar şeklinde yapıldığını gördüm. Derenin üzeri 1970’li yılların sonlarında kapatılmıştır. Çok daha eskilerde dereden akan sulara herhangi bir atık kanalizasyon karışmadığı için muhteşem bir tabiat manzarası varmış. Derenin çevresi yemyeşil bitki örtüsü ile kaplıymış ve ağaçlarla ile çevriliymiş. Derenin nefis çevre güzelliğinde türlü kuşlar yaşarmış. Zamanla insanlar buralara evler yapmışlar, tabi çevrede özelliğini ve güzelliğini kaybetmiş. En sonunda da koku saçan pis bir dere haline gelince çare olarak üzeri kapatılmış.

Erzurum

Erzurum

              Köşk, Çırçır, Şeyhler, Muratpaşa ve Vaniefendi mahallelerine komşu olan Dere Mahallesi, nüfus yapısı ile de has bir Erzurumlular mahallesi idi. Benim 1970’lerde komşu mahallem olan buradan hatırladığım arkadaşlarımdan; Zinnur, Latif, Rafet, Lomen, Dursun, Muğdat, Fahri ve Çetin’i sayabilirim. Latif’in babası Muratpaşa’da Yeni hamam’da çalışıyordu. Bazı akşamlar hamam kapandıktan sonra geri kalan işleri yapmak için babasına yardıma giden Latif; Adını saydığım arkadaşların bir kısmı ile beraber bizi de yeni hamama götürürdü.  Yıkanır, sonra soğuklukta loş ışıkta sohbetler ederdik. Kulaktan dolma efsaneleri birbirimize anlatır, soluk soluğa heyecanla dinlerdik.  Hamamla ısınan bedenleri, sohbetin lezzeti serinletirdi. Bazı günler ayran, bazı günler çay demler içerdik. Başlıca meşrubatımız gazozdu.  Dere mahallesinin yeni delikanlılığa adım atan biz gençler için en önemli iki mekânı vardı:  Birisi “ Sevda Taşı “ idi. Bu taş Kazım Karabekir ilkokuluna hemen başucundaki büyük elektrik trafosunun yanında idi ve hemen her akşam bu taşta otururduk.  Tepemizde serpuşlu sokak lambası vardı. Lambanın sarı loş ışığında sevdiği olanlar, sevdiklerinden gelen mektupları okurdu. Efkârlanan, dertleşen gençler, bu uzun taşa sıralanırdı. Herkesin sesi güzeldi ve herkes dönemin meşhur arabesk şarkılarını okurdu. Ahlar ve oflar çekilse de, herkes huzur içinde ve sevgi dolu idi. Mahallede delikanlılık kuralları işlerdi. Hep arkadaş olan insanlar yeri geldiğinde aralarında çözemedikleri meseleleri maalesef bazen kavga ile çözerlerdi. Kavgalar teke tek olurdu. Kavgayı kazanan meseleyi çözerdi. Kavgalar genellikle Köşkün arkasındaki boş, yeşil, geniş arazide yapılırdı. Kavga edecek iki kişi kavga yerine birbirinin kollarına girerek yürürlerdi. Onlara uzaktan bakanlar,  muhabbet içinde sohbet eden iki arkadaş sanırdı. Arkalarında diğer arkadaşları takip ederdi.  Kavga bir tarafın pes etmesi ile ya da durumu uzaktan seyreden arkadaşların müdahale etmesi sonlanırdı. Kavgadan sonra her iki taraf ta ellerini, yüzlerini yıkar siler, üstlerini başlarını düzeltirler sonra tekrar kol kola girerek mahalleye gelirler, hep beraber bir kahvede ya çay içer, ya da dondurma yerdiler. Küslük, dargınlık orada biterdi.

              Gelelim diğer mekâna; Her ne kadar mekân desek de bura tahta telefon direği ve ağaç arasına kurulmuş bir barfiks demirinden başka bir şey değildi. Yerden iki metreden biraz yükseğe kurulmuştu. Bütün gençler marifetlerini bu demirde gösterirlerdi.  Barfikste ters ve düz kol çekmek, ters ve düz takla atmak ve daha neler, neler yapılırdı. O zamanlar bende epey hareket öğrenmiştim. Bütün gençler hemen hepimiz atletik bir vücut yapısına sahiptik.

               Mahallenin en meşhur yeri derenin karşısındaki çeşme ve eski sabunhane idi. Tabi ” Dedem demir atölyesi” ni de unutmamak gerekir. Bircan sokağı ve Dere Camii de anmadan geçmeyelim. Dere  Mahallesinde birçok kuşbaz vardı. Hepsi şehirde namlı kuşbazlardı. Kış ayları daha bir şenlikli olurdu. Çırçırın başından dereye kadar olan kızak kayma tam bir karnaval havasında idi.  Mahallenin tanıdığım meşhurlarından aklımla şu an gelenlerden; Muammer Cindilli, Naci Püskülcü ve Reşat Coşkun’u sayabilirim. Dere mahallesini anlatmak kitap çapında bir çalışmayı gerektirir. Şöyle ucundan kenarından bir hatıra rüzgârı estirebildiysek ne mutlu bize diyoruz.

Nizamettin KORUCU

7.5.2016 – Erzurum 

Yazar
Erzurum
Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Benzer yazılar
Copyright © 2010 - 2017. ERZURUM
Alexa Trafik
toplist
sanalbasin.com üyesidir
TOPlist
TOPlist
Push 2 Check
site ekle site ekle
Link ekle
yukarıya Çık