» Büyük Sözü ( Hikaye ) Erzurum Sitesi
ERZURUM ERZURUM ERZURUM
Büyük Sözü ( Hikaye )
Büyük Sözü ( Hikaye )
Bu yazı 190 kez okundu.
8 Ağustos 2016 09:39 tarihinde eklendi



Çalıştığı işinden ayrılmış, işsizdi. Yaz aylarının en sıcak günleriydi. Bazen şehirdeki halk kütüphanesine gidiyordu. Kütüphane kartı vardı. Beğendiği kitap, dışarı verilmeyen kitaplardan ise, kütüphanede okuyordu. Hava almak ihtiyacını şehrin halka açık bahçelerinde, bir şadırvanın yanında, bir ağacın gölgesindeki bankta gideriyordu.  Bu anlarda dahi elinde bir kitap, dergi yada gazete bulunuyordu. Bu durum yaz günü kahvehanelerin kapalı ortamında oturmaktan iyiydi.

Sıcak bir yaz günüydü. Mutat olduğu üzere şehrin ana caddesindeki kitapçıları geziyordu. Her zamanki gibi raflarda kitaplara bakıyor, inceliyor, ilgisini çeken bölümleri ayaküstü okuyordu. Bunu yaparken bazı kitap müşterisinin özensiz raflara özensiz koyduğu kitapları düzeltiyordu. Kitaplarla hemhal olarak vaktini hoşça geçirmenin yolunu bulmuştu. Bazı zamanlar bu uğraşısı bir iki saat sürebiliyordu. Çok beğendiği bir kitabın rafta yerini belirliyor, her gün muntazaman okuyor, kaldığı sayfayı aklında tutuyor, ertesi gün aynı yerden devam ediyordu. Aslında kitabı almaya yetecek kadar parası olmasına rağmen harçlıksız kalmamak için böyle yapıyordu. Kitap sevgisi ile rafları düzeltmesinin başka sebepleri vardı. Okuduğunun karşılığını vererek vicdanen rahat olmaktı.

Her gün dükkânına gelen, kitap karıştıran sonra da rafları intizama sokan bu müşteri, kitapçının da ilgisini çekmişti. Kitapevinde başkaca kimsenin olmadığı sakin zamanlardan biriydi. Onu masasının önündeki misafir koltuğuna davet etti. Bir yandan çaylarını içerlerken bir yandan da kitaplar üzerine sohbet ediyorlardı.  Sözün bir yerinde kitapçı;

– “ Kardeş burada benimle çalışmak ister misin” diye sordu. Bu teklif karşısında ne kadar sevinmiş olduğu yüzünden belli oluyordu.

-“ Elbette, çok memnun olurum. “ diyebildi.

– “O zaman hayırlı olsun.”   Böylece o gün kitapçıda İşe başlamış oldu. Kitapevinin seçkin bir üniversiteli müşteri potansiyeli vardı. Onlarla tanışıp kısa ayaküstü sohbetler ediyor, sevdiği bir işi yapmanın mutluluğunu yaşıyordu. Ne var ki yaz mevsimi münasebetiyle dükkâna gelip gidenlerin sayısı her geçen gün biraz daha azalıyordu.  Bu durumu değerlendiren kitapçı;

-” Benim depoda tozlanmış baskıları tükenmiş, gündemden düşmüş epeyce kitap var. Bunları getirip dükkânın önünde tezgâh açarak satabilir misin? “ diye sordu. Bu onun zevkle yapacağı bir iş teklifiydi, kabul etti.

Depo dükkândan oldukça uzaktı. Küçük olmasına rağmen her yer hınca hınç kitapla doluydu. İlk iş olarak kitapları konularına göre ayırdı. Sonra dışarı çıkarıp, tozlarını eliyle vurarak aldı. Son olarak kitapları orada bulduğu boş bir çuvala doldurdu. Sırtına attı, ana caddeden geçerek kitapevine taşıdı. Getirdiği kitapları özenle boşaltıp kapı önünde serginin üzerine dizdi. Tek fiyat yapmışlardı.

-“ Seç al beş Lira “

Caddeden geçenler serginin başına kuşlar gibi üşüşüyordu. İşler iyiydi.  Böylece her gün bir iki çuval kitap satıyordu. Cebinde yığılan paraları tomarla kitapçının patron masasına boşaltıyor, tekfrar serginin başına dönüyordu. Hem onun hem patronun yüzü gülüyordu.  Patrona ise sadece paraları düzeltip destelemek ve saymak işi kalıyordu

“- Aferin kardeş iyi iş çıkarıyorsun “

Her sabah depodan çuvalla sırtında taşıdığı kitapları bu şekilde satmaya devam ediyordu.  Bir gün hava çok sıcaktı. Kitap çuvalı terden sırtına yapışmış, adeta bir kaya kütlesi olmuştu. Kitapları yol üzerinde bir binanın dış duvarlarına indirdi. Yer gölgelikti. Hafif bir yaz rüzgârı tatlı tatlı esiyordu. Sırtını duvara dayayarak çuvalın yanına yığıldı. Gözleri kararıyordu. Gün ortasında her taraf kapkaranlık olmuştu. Öylece kalmıştı. Gözünü açtığında, gün aşmış vakit ikindiye doğru ilerlemişti. İlk işi kolundaki saate bakmak oldu. İki saatten fazla bir zaman burada yorgunluktan bayılmıştı. Dükkâna geldiğinde kitapçıyı epeyce telaşlanmış buldu.

“- Neredesin kardeş çok merak ettim ne oldu diye”  O durumu açıklayınca gülerek;

“- Gel sana bir yemek ısmarlayayım hiçbir şeyin kalmaz”

Dükkânın hemen yanındaki lokantada tam tekmil, dört başı mamur bir ziyafet çekmişti patronu.   Dükkâna döndüğünde taze limonlu çaylar hazırdı.. Karnının doyması ve limonlu çay ile hakikaten iyice bir kendine gelmişti. Yaklaşık on gün süren bu sergi günleri içinde bir gün büyük bir gazetenin muhabiri elinde eski demir kiloları ile bir terazi getirmiş fotoğrafını çekmiş, kısa bir de röportaj yapmıştı. “ Kilo işi kitap, yetişen alıyor “ başlığı ile haber bile olmuştu

Serginin son gününde dükkâna gelen kitapçının ağabeysi;

-“ Kardeş sana büyük bir şirkette iyi iş buldum, git beni söyle başvurunu yap, inşallah alırlar”  dedi.  Başvurusunu yaptı ve dolgun sayılabilecek bir maaşla şirkete işe başladı. Hem işsizlikten kurtulmuş, hem de iyi bir işi olmuştu.

Anasının ona söylediği,  -“ Oğul boş çalış boş gezme “ büyük sözünü dinlemek ona iyi bir iş ve iki poşet dolusu beğendiği kitap, dergi kazandırmıştı. Zira çalıştığı kitapçı ona öğlen yemeklerinden ve çay ikramından başka bir ücret vermemişti.

Nizamettin Korucu – Erzurum – 26.07.2016

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Copyright © 2010 - 2018. ERZURUM
Alexa Trafik
toplist
sanalbasin.com üyesidir
TOPlist
TOPlist
Push 2 Check
site ekle site ekle
Link ekle
yukarıya Çık